SON DAKİKA

Son PiyasaFirma ilanları
Son Piyasa Reklam
Merve Yazar
E-Posta : merveyazar000@gmail.com

Eksilerek tamamlanma çabası | Kültür-Sanat

Bu toplum hazır değil kapalı kapıları açmaya. Kapalı kapılara bile kilit vurabilen bu toplum, nasıl anlasın bizi.

Eksilerek tamamlanma çabası | Kültür-Sanat
Bu haber 24 Temmuz 2019 - 21:37 'de eklendi.

Çıkmaz sokakları ve kapalı kapıları hep sevdim. Bu nedenle maskelerimden önce her zaman için çıkmaz sokaklar ve kapılar bulurum kendime… Haliyle kendimi biraz karanlık; ışıkta çırılçıplak hisseder, çıkmaz sokaklara uğramaz ve kapıları birer birer açarım bazen. Her zaman bir kibrit çakar ve yeniden başlarım hayata.

Gittikçe durum netleşmeye başlıyor değil mi? Hislerimi tam olarak anlatmam pek mümkün değil ama size söz veriyorum, en iyi şekilde anlatmaya çalışacağım.

Yeraltına gömülen milyonlarca tabut var ve mezarlıkta açan çiçeğe takılmışım gibi bir his bendeki bu çocukluk. Büyüyorum ama onlar gibi takvim hesabı yaparak değil.

Yirminci takvimimi sonlandırmak üzereyken, üzerimde yirmi takvimin ağırlığı yok. Onlar prangalı zihinlerinizle büyürken, ben kendi küçük dünyamda yaşamaya çalışıyorum. Arada yanlarına uğruyorum, ancak içimdeki umudu yitirip tekrar küçük dünyama geri dönmek zorunda kalıyorum çoğu kez.

Siz, evet siz! Bu mekanik yüzyılın ateşli savunucuları! Yitip gitmekle kalmıyor, aynı zamanda yitiriyorsunuz da. Kendinizi, hayallerinizi, en önemlisi de umutlarınızı… Sevgiyi farklı bedenlere yerleştiriyor ve buna aşk diyorsunuz. Demekle kalmıyor, sadece bir kez âşık olabileceğimizi iddia ediyorsunuz. Yaşamak için ihtiyaç duyduğum güce ben umut derken, siz başka alternatifler arıyorsunuz kendinize. İstediğinizi elde edemediğinizde ise daha da hırçınlaşıyorsunuz. Siz kininizi kusarken, ben kendim gibilerini aramaya çalışıyorum.

Bu yüzden eğretiyim sizin dünyanıza… Bu yüzden hassas bir ruh gördüğümde çıkmaz sokaklardaki duvarları kırıyor ve kilit vurduğum kapıları seve seve açıyorum. Kendi umudumdan bir parça olsun vermeye çalışıyorum. Paylaştıkça çoğalmayan tek şey umutsa, eksilmeyi göze alıyorum cesurca. Kendimi nasıl tamamlamam gerektiğini öğrenme konusunda hevesliyim, kendime güveniyorum. O hassas ruh, size benzemesin diye yapıyorum bunları. Ancak sizin standardize ettiğiniz “cesur” kalıbına uymadığım için de korkak kabul ediliyorum.

Sıkıntıyla dışarı verdiğim nefesim kibriti söndürüyor; bir kibrit çöpü daha yakıyor ve devam ediyorum. Gözüm kibrite takılıyor bu kez. Hayatı kibrite benzetiyorum ve her acıda bir kibrit yakıyoruz. Kibrit elbet biter; acının biteceği gibi. Sen acıdan yanarken, belki de başkası sevdiği birinin yüzünü, yaktığın kibritin ışığı sayesinde görüyordur. Acılarımızla parlıyoruz karanlık, mekanik dünyada. İnsanlığın ışıl ışıl olma arzusundan başka bir şey değildir acıyla övünmek. Sevmiyorum alelade acılarınızı. Hassas ruhları korkutuyor ve acıdan nasıl kurtulacağı konusunda insanı ikilemde bırakıyorsunuz. Günün birinde gereksiz bir muhabbette hiç alakası olmayacak şekilde söylediğim gibi: “Mutluyken bencilce kullanıyorsan kahkahalarını, üzgünken de korkmamalısın bencilce kullanmaktan gözyaşlarını.”

Yanan kaç kibrit bir takvim ediyordu ki? Ya da kaç kibrit yakmaya sebep olduğumuzda büyümüş olacağız? Ben, beni yakmaya çalışanlardan ziyade, yanışımı izleyenler arasında büyüdüm. Tepkisizliğin de acımasızlık olabileceğini başkalarının dünyasından ziyade kendi dünyamda öğrendim. Öğrendiklerim kaç takvim ederdi bilmiyorum ama hesap tutmaz yanımla birkaç yaş ekledim işte kendime. Siz cesurca yaşınızı söylerken, ben çalkantılı yaşımın sebebini fiziksel olarak küçük göstermeye bağladım. Sadece bununla da kalmadım; aylardır mektup bekleyebilme sabrına sahipken, sizin bir şeylere yetişme telaşınıza ayak uydurur oldum. Bir yerlere, birilerine, bir şeylere… Sürekli bir koşturmaca içinde hiçbir zaman, kendini hiçbir yere ait hissedemeyen size benzedim.

Yanan kibriti kullanarak başka bir kibrit tutuşturuyorum. Bir kibrit sönmek üzereyken başkasını yakmaya çalışıyor. İşte ben bu çabaya gülüyorum. Ama diğer yandan da bu çabada bencillikten öte onurlu bir şey de görüyorum. Bitmek üzere olan, paylaşmayı yeğliyor son nefesinde. Eksilerek tamamlanma çabamı andırıyor. Ve anlıyorum neden gülünç durduğunu.

Bu toplum hazır değil kapalı kapıları açmaya. Kapalı kapılara bile kilit vurabilen bu toplum, nasıl anlasın bizi.

Sırf bu yüzden kendimizi anlatmak için başka yollar dener dururuz; belki biri bir gün çıkar da yazdıklarımıza bir isim koyar diye.  Belki biri acısını paylaşmak istediğinde elimizdeki acıları ona sunmak yerine dinlemeyi seçeriz. Belki başka bir yüzyıl, hassas ruhların yüzyılı olur. Biz anlatmadan anlarlar belki bir gün.

Hey! Sen! Kapat ışıkları. Benim ışığımdan bak, bakmak istediğin kişiye. Uzun bir süre boyun eğmeyeceğim size. Kibritim sönmeden başka bir kibrit yakmaya çalışacağım uzun bir süre daha. Ve biliyorum, ben acı çektiğimde nezaketen de olsa acı çekmekten korkmayacak insanlar olacak etrafımda. Biz, sizi almayacağız o dünyaya. Kaç kibrit yakarsanız yakın, göremeyeceğiz sizi… Bunu söylemeyecektim ama vazgeçtim.

Onlarla aramdaki temel fark nedir, biliyor musunuz:

Onlar, ışığınızı acıdan alırken, biz umuttan besleniyoruz. Bu yüzden hassas ruhlara, doğru yolu kendimce göstermek istiyorum.

Sönmeyen kibritimle kutudaki tüm kibritleri bir anda tutuşturuyorum. Belki bana inanmak istemeyeceksiniz ama, benim hâlâ umudum var.

modern-cag2-banner

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yazara veya sonpiyasa.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
malatya escort bayanescort bayanporno indirporno izlekızılay escortpozcu escortporno izlekonya escort bayanseks hikayeleriadana escort bayan

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-87558301-1